Reklam
Reklam
Reklam

Karar Vermeyi Etkileyen Psikolojik Ön Yargılar

Karar Vermeyi Etkileyen Psikolojik Ön Yargılar

Karar Vermeyi Etkileyen Psikolojik Ön Yargılar
11 Ocak 2019 - 16:19

Demirleme Eğilimi (Anchoring Bias)

Çoğu zaman, bir konuyla ilgili ilk duyduğumuz bilgiye çok güveniriz. Örneğin, bir iş görüşmesinde maaş konuşulurken yapılan ilk teklif makul görülür ve pazarlık bu sayıya yakın gider. Teklif, çapa görevi görür.

 

Sezgisel Farkındalık (Availability Heuristic)

Günlük hayatımızda bize ulaşılabilir olan bilgilerin önemini, çok abartmamız durumudur. Mesela günde 3 paket sigara içip 100 yaşına kadar yaşayan birini tanıyan bir kişi, sigaranın zararsız olduğunu savunabilir.

 

Bandwagon Etkisi/Sürü Psikolojisi (Bandwagon Effect)

Çevremizde bir fikri savunan kişi sayısı arttıkça bu fikri benimseme şansımız da aynı oranda artar. Kalabalık iş toplantılarının çoğunlukla verimsiz olmasının sebebi de bundan kaynaklanır.

 

Kör Nokta Eğilimi (Blind-spot bias)

Kendi bilişsel ön yargılarımızı fark edememek de başlı başına bir bilişsel ön yargıdır. Bilişsel ve motivasyonel ön yargıları başkalarında fark etmek, kendimizde fark etmekten oldukça kolaydır.

 

Karar Desteği Eğilimi (Choice Supportive Bias)

 Bir şeyi seçtiğimizde, onun hakkında pozitif fikirlere sahip olmaya başlarız. Seçtiğimiz şey kusurlu da olsa onu en iyisi gibi görürüz. Mesela köpeğiniz ara sıra ısırsa da onun en iyisi olduğunu düşünmek buna bir örnektir.

 

Kümeleme İlüzyonu (Clustering Illusion)

 Rastgele olayları birbirine bağlayarak mantık çıkartmaya çalışmamızdır. Genelde kumarda görülür. Mesela rulet oynayan bir kişi masada bir kaç kırmızı kart çıktıktan sonra kırmızı kartın tekrar çıkmayacağına inanabilir.

 

Doğrulama Eğilimi (Confirmation Bias)

 Günlük hayatta genellikle, yalnızca bizim düşüncelerimizi destekleyen fikirleri dinlemeye meyilliyizdir. Bu sebepten politika, futbol gibi konularda ortaya sonu gelmeyen tartışmalar çıkabilir.

 

Koruma Eğilimi (Conservatism Bias)

 İnsanların olaylarla ilgili ilk ortaya çıkan kanıtları, yeni kanıt ve bilgilere tercih etme durumudur. Örneğin insanlar, dünyanın düz değil yuvarlak olduğunu uzun bir süre kabul edememişlerdir.

 

Bilgi ile Ön Yargı (Information Bias)

Bazen bir konuda daha fazla bilgi edinmek için çabalayıp durururuz, fakat çok bilgi her zaman daha iyi değildir. Araştırmalar, daha az bilgiyle daha doğru tahminler yapabiliceğimizi göstermiştir.

 

Devekuşu Etkisi (Ostrich Effect)

 Olumsuz ve tehlikeli durumlarda kafamızı ‘’kuma gömme’’ hareketimizdir. Araştırmalara göre yatırımcılar, borsanın kötü olduğu zamanlarda hisselerini çok daha az takip etmektedir.

 

Sonuca Bağlı Yargılama (Outcome Bias)

 Bir kararın doğru olup olmadığını getirdiği sonuca göre yargılamamızdır. Kumarda paranızı katladınız diye kumar oynamanın akıllıca olduğunu söylemek doğru olmaz.

 

Aşırı Özgüven (Overconfidence)

 Kendimize olan aşırı güvenimiz bizi kimi zaman büyük riskler almaya sürükleyebilir. Bu bilişsel ön yargıya sahip kişiler genellikle uzmanlardır. Uzman kişiler diğer insanlara göre kendilerini haklı görmeye daha meyilli çıkmışlardır.

 

Plasebo Etkisi (Placebo Effect)

 Bir şeyin üzerimizde herhangi bir etkisi olduğunu düşünmemizin gerçekten de etki göstermesine sebep olma durumudur. Araştırmalarda içi boş hapların (placebo) katılımcılara ilaç gibi verildiğinde çoğunlukla gerçek ilaçlarla aynı etkileri yaptığı görülür.

 

Yenilik Ön Yargısı (Pro Innovation Bias)

 

Toplumun bir yeniliği fazlasıyla işe yarar bulması ve abartması fakat eksik yanlarını göz ardı etmesidir.

 

Yakın Geçmiş Ön Yargısı (Recency)

 Bir konu hakkında edindiğimiz son bilgiyi, diğer bilgilere kıyasla daha doğru kabul etmemiz. Mesela borsadaki hisse senetleri artıyorsa, gelecekte de artacağına inanabiliriz.

 

Göze Çarpma Ön Yargısı (Salience)

 Bir durum veya kişide en çok dikkat çeken özelliklere konsantre olmamızdır. Örneğin ciddi bir uçak kazasının hafızamıza kazınması ve bizde korku yaratması, duyduğumuz bir trafik kazasının aklımızda kalmasından daha kolaydır.

 

Algıda Seçicilik (Selective Perception)

Bir durumla ilgili beklentilerimizin, bu konudaki bakış açımızı değiştirme durumudur. Örneğin, 2 futbol takımı arasında yapılan bir araştırmada, 2 taraf da karşı tarafın daha çok faul yaptığını düşünmektedir.

 

Kalıba Sokma Eğilimi (Stereotyping)

 Bir kişi ya da grup hakkında hiç bilgi sahibi olmadığımızda bile o kişileri bazı kalıplara sokar ve hakkında ön yargılar türetiriz. Bu durum hiç tanımadığımız insanları bile dost ya da düşman olarak görmemize sebep olabilir.

 

Sağ Kalan Ön Yargısı (Survivorship Bias)

 Bir durumda yalnızca sağ kalanlara odaklanıp durumu yanlış algılamamızdır. Mesela, bir girişimde bulunmak isteyip yalnızca girişimi başarılı olmuş kişilere odaklanıp başarısız olmuş kişileri görmezden geliriz. Bu da durumu yanlış algılamamıza sebep olup bize girişimciliğin kolay olduğunu düşündürebilir.

 

Sıfır Risk Ön Yargısı (Zero-Risk Bias)

 Sosyologların araştırmalarına göre insanlar kesinliği çok seviyor ve riskten kaçınıyor. Bu davranış verimsiz olsa bile insanlar riskleri elimine etme eğiliminde hareket ediyorlar.

YORUMLAR

  • 0 Yorum